EDİTÖRDEN

YAZMA ÖNERİLERİ ÜZERİNE BİR ÖNERİ.

Written by Elif_17

Sürekli yerli yabancı yazarlardan sıklıkla “yazma üzerine öneriler” okuyoruz. Edebiyatımızın önemli isimlerinden gelen bu önerileri yabana atmamak gerekiyor. Çünkü içlerinde öyle önermeler var ki kalem ve kâğıtla boğuşan herkesin erişmesi gereken teknik ve taktik zirveleri ifade ediyorlar. Ancak açıklıkla söylemek gerekiyor ki bu edebiyat magazini kokulu önermelerin birçoğu hoş laftan öteye gitmiyor. Hoş laf diyerek yumuşatmaya çalışmıyoruz,  zira böyle hassas bir meselede hoş lafla boş laf kol kola geziniyor edebiyatın dikenli bahçelerinde.

Yazma Önerileri Üzerine Bir Öneri.

Dünya ortasından ikiye ayrılmak üzere. Uzatmaya lüzum yok. Bunca hengame içinde yazarlara, yazar adaylarına, okurların karşısında absürt önermelerde bulunmak anlamsız. Yazmak teknik ve pratik sorumluluklar gerektirdiği kadar en genel anlamda insanlığa, halka karşı da bir takım sorumluluklar yükler yazan kişiye.

Halkını sevmeyen, halkının acılarını derinlerinde hissedemeyen bu acılar ve yaşanan zorluklar karşısında durduğu yerden, yaptığı işle sorumluluk duymayan ne yazabilir? Mükemmel teknik donanımlar bu boşluğu doldurabilir mi? Dil ustalığı tek başına bir anlam ifade eder mi? Bu sorular çoğaltılabilir. Yazma üzerine öneriler veren yazarlar genel motivasyon ve bir takım ritüellerile ilgili önerilerde bulunuyorlar, “bildiklerini unut, yalnız kal, canın istediği zaman yaz,  uzun yürüyüşlere, seyahatlere çık vb vb” İnsanın durup sorası geliyor, bu mudur? Yazmak için bu ve benzer şeyleri yapmak yeterli midir? Peki, hangi toprağı, hangi insanı yazacak yazar adayı? Hangi dürtü ile, hangi birikimle, kuramla? Bu soruların yanıtları yok.

İnançları farklı olduğu için başları kesilerek vahşice katledilen insanlar için, maden ocaklarında can veren, durmadan can veren işçiler için, asgari ücretle günde on iki saat en kötü koşullarda çalıştırılan çeşitli iş kollarından emekçiler için, ezilen halklar ve sınıflar için, yeni bir hayat için hayatlarını hiçe sayanlar için, yasak diller için, işçiler, topraksız köylüler, amaleler için yazın, onları sevin, bilin, görün, anlayın ve onlar için yazın demeleri gerekmez mi? Mademki yazmak en güzel eylemelerden biri, bu güzel eylemi daha güzel, anlamlı ve işlevsel kılacak düşünsel ve insani sorumluluğa, doygunluğa ve olgunluğa davet etmek yazar adaylarını, öneri yapmaya erişmiş yazarlarımızın sorumluluğu değil midir?

Yazma Önerileri Üzerine Bir Öneri..

Bu gerçeklere, bunları görmek için bilime ve düşünceye davet etmedikçe, bilimi ve düşünceyi önermedikçe bu günden yapılacak her öneri oportünisttir. Oportünist bir edebiyatı çağırmaktır. Olan da budur. Gelişen de budur. Ancak söylemek gerekse unutulacak, tarihin mantar panosuna bile asılmayacak kadar unutulacak olan da budur. Bir haftalık ederi asgari ücrete denk gelen yazarlık atölyelerinde yazıyla haşır neşir halk çocuklarına neler öğretiliyor dersiniz? Programlarını açıp bakın, tekniğe boğulmuş, yazını metafizik bir iş gibi ele alan, güncelle hiçbir bağı olmayan, çoğu zaman bağımlılık ilişkileri yaratan, kendisi gibi yazarlara kapılar açan programlar bunlar. Buralara yazı yazmak isteyen işçi çocukları nasıl gitsin? Siz peki neden bilgilerinizi pazarlıyorsunuz? Piyasanın gereği bu evet ama unutmayın edebi bilgileri para karşılığı satmak anlamsızdır. Elbette buralarda yazar adaylarına, yazarlara ideolojik eğitim verilmesi gerektiğini savunmuyoruz, isteyen istediği yerde bu eğitimlerini alabilir, bunun yeri o atölyeler ve yürütücüleri de edebiyatçılar değildir, demek istediğimiz en genel toplumsal duyarlılıklardan yoksun yazılan yazının, yazın dünyasına atılacak adımın kıymetsiz, bencil, tekil, oradaki buradaki değirmenlere su taşıyan bir hal içinde olduğudur. Atölyelerde de, yazma önerilerinizde de sistemle barışık olmayın, yazar adaylarına  halkın içinde olmayı salık verin.

About the author

Elif_17

Leave a Comment