EDİTÖRDEN

ÜSTÜNE EDEBİYAT ELEŞTİRİSİ

Written by Elif_17

ÜSTÜNE EDEBİYAT ELEŞTİRİSİ

Eleştiri kültürünün gelişkinliği toplulukların bilinç, algı ve ilişki biçimleriyle doğrudan ilintilidir. Edebiyat eleştirisi de öyle. Üslubu, usulü, şekli,  şemali bizzat edebiyat ortamının, okurunun ve yazanının bilinç, algı ve ilişki biçimlerini yansıtır.

Edebi yayınlardaki yaygınlık ve nicel yoğunluk göz önüne alınırsa eleştirideki nitel ve nicel çoraklık ve güdüklüğü ifade eden tablo daha net görülecektir. Bu tablonun birçok nedeni var. Entelektüel faaliyetlerin bir çeşit rant konusu haline getirildiği bir dönemde yaşıyoruz. Kişi okuyor, yazıyor hadi düşünüyor, üretiyorsa bunun mutlaka bir karşılığı olmalıdır. Bireysel bir gelişme dürtüsüyle, değişme, derinleşme istenci ile değil, tanınma, görülme, duyulma, yayılma beklentisi ile girişilen her entelektüel faaliyetin ortaya çıkaracağı sonuç da yüzeysel, çalakalem, estetikten yoksun, tribünlere ses ve görüntü vermekten öteye gitmeyen işler olacaktır. Eleştiri yaparken kullanılan dilin, yöntemin, biçimin ve tekniğin kalitesi ve çapını temelden belirleyen, yönlendiren, şekillendiren de bu rantçı yaklaşımlardır.  Bir işi “gömmek”, “ezmek”, ya da tam tersi, “göklere sığdıramamak” üzere kalem edilmiş her “eleştiri” yazısının altında mutlaka bu rantçı yaklaşımlar vardır, edebi kaygılardan ziyade ya ilişkileri gereği, ya bireysel, kurumsal çelişkileri gereği çalakalem, her yanından hırs dökülen metinler oluşturulabilir.

Edebi eleştiri billurlarmış, berraklaşmış, hedefi, amacı, çizgisi, niteliği net, belirgin, edebiyat kaygısı taşıyan eleştiridir. En sert, yıkıcı eleştirilerini bile edebiyatın sınırları dışına çıkmadan, kuramla, metinle, edebiyat tarihiyle, aktüel bilgi ve tecrübeyle, metnin damarlarında dolaşarak yapar. Bilimseldir. Bilimselliği günlük kaygılara kurban etmez. İdeolojik, sınıfsal referansları da edebi referansları da yerli yerinde kullanır, bunları üstünlüğe ve anlaşılmaz kibre, kine yaklaştırmaz bile.  Araştırma, inceleme, anlama, görme, gösterme ve anlatmadan, tartışma ve düşünmeden maluldür. Emek işidir. İşçiliği ağır, ince ve değerlidir.

Edebi eleştiri ile kitap tanıtım yazılarını ya da çeşitli “saldırı”, “gömme”, “yüceltme” yazılarını birbirinden ayırt etmek gerekli. Bu ayrışmayı bu metinlerin edebiyatla ilişkileri üzerinden değerlendirmek gerekli. Edebiyat eleştirisi metinle ilişkilenen herkesin ileri veya geri, olumlu ya da olumsuz metin etrafında ufkunu açan, yeni keşfedilmemiş, girilmemiş sokakları işaret eden metindir. Söz konusu metnin yazarına ya da okuruna değil bir bütün olarak edebiyata seslenir. Kimin ne alacağıyla ilgilenmez.  Metni başka bir yerden, yazarının da bilmediği, keşfetmediği başka bir yerden yeniden kurar, bozar, parçalar, dağıtır, gösterir, söyletir, dinletir.

Ayaküstü, çalakalem sarf edilmiş sözlerin bu minvalde edebi değeri yoktur. Olsa olsa bazı duygulara hitap eder, soğurur. Genelde yaşanan da budur. Duygu ve düşüncelerin, çelişki ve çatışkıların kuramsal, estetik eğilimleri yerine kalıplar arası bir takım duygu durumlarına hitabet. Bu en çok Toplumcu Gerçekçilik adına yapıldığı zaman eğreti duruyor. En çok da buraya yakışmıyor. En çok da buraya oturmuyor. En çok da buraya kaybettiriyor. Son zamanlarda bu tür metinleri sağda solda görmek mümkün. Toplumcu- Sosyalist gerçekçiliğin kaba slogancılık, yüzeysellik, sığlık ve darlık olarak belletildiği kuşaklara tam da öyle seslenmek tuzu biberi. En acımasız eleştiriyi bu işi incelikleriyle yapmayan, yapamayan bu eleştiricilere yöneltmekten kaçınmamak gerekli. Sizin entelektüel çalışmalarınızı rant kapısı haline getirmeye hakkınız yok, olamaz. Toplumcu-sosyalist gerçekçi yazının okurla, yazarla, metinle kuracağı ilişki, kaybedilmiş itibarı geri getirmek için, eli maşalı yazılarla değil, kuramın, teorinin ve bilincin içinden derinleşen yazılarla mümkündür. Bu tek başına ayrı ve daha geniş bir tartışmanın konusu ama buradan bu tartışmaya bir paragrafla giriş yapmış olalım.

Edebiyat eleştirisi yoksa o edebiyat güdüktür, sığdır. Ahbap çavuş ilişkileri ve rant üzerinden dönen her şey gibi gridir, geridir, sesi soluğu yoktur. Bir metin eleştirilince edebiyata dâhil olur. Eleştirilmemiş metin yazımı bitmemiş metindir. Bu bir gelişmedir. Genişlemedir.  Edebi derinleşme, giderek toplumsallaşmadır.  Bunun için rant peşinde koşuşturmayan eleştirmenlerin ve yazarların daha çok çalışması ve üretmesinden başka seçenek yok

EDİTÖR SEÇMELERİ

About the author

Elif_17

Leave a Comment